Mizah Üzerine Karalamalar
Mizah, toplumların, kendi sorunlarıyla ve toplumsal felsefeleriyle harmanlayarak uzun zamanlar içinde yükselttikleri bir muhalefet bayrağıdır.
Teslimiyetçi, kaderine razı bir mizah hiçbir toplumda var olmamıştır. Arapların Cuhası bizim Nasrettin Hocamız var olan toplumsal şartların ürünüdür. Bu karakterler çağlar içinde halkın söylemek istediklerini söyleyen kahramanlar olmuşlardır.
Ciddi araştırmacıların çalışmaları Nasrettin Hoca’nın Timur çağını görmediğini söylemesine rağmen, konusu Timur’a dair pek çok Nasrettin Hoca fıkrası vardır. Bu da bize toplumsal muhalefetin eylem gücünün tükendiği noktada mizahın devreye girdiğini ve asırlar boyu birikerek iğneli bir muhalefetin cephaneliğini yarattığını gösterir.
Şair Eşref’in, Neyzen Tevfik’in taşlamalarında, Bektaşî fıkralarında dile gelen bağnazlık karşıtı söylemler, diğer halk verimlerinde de temel renk olarak karşımıza çıkar. Karagöz’de, Ortaoyunu’nda halk argosuyla iç içe geçmiş, gerekirse müstehcen telmihlerle harmanlanmış mizahın toplumsal taşlamaya dönüştüğünü görmekteyiz.
Mizahı sosyal hayattan koparıp söz oyunu boyutuna indirgediğimizde cinsel içerikli, içi boş, Pitigrillivarî bir anlatımla karşılaşırz ki bu durum mizahın lümpenleşmesiyle eş anlamlıdır. Bu da en çok mizahtan zarar görenlerin, mizahın muhalif yüzünü karartmak için kullandıklarıo bir yoldur.
Nasrettin Hoca’dan Aziz Nesin’e uzanan mizah geleneğimiz kendisini yenilerken mutlaka kendi kaynaklarından beslenmelidir. Bizim gibi toplumlarda, mizahımızı etkili kılan unsur iğneli bir somutluk kazanan gözyaşıdır. Mizaha, eleştiriye konu olan sorun çözüme kavuşup, toplumun gündeminden düştüğü anda mizahın gücü azalacaktır.
Mizahın ve mizah edebiyatının gücünde bir atılım yapmak için mizahın toplumsal dinamiklerle eşgüdüm sağlaması bir zorunluluktur.
Son Yorumlar