Şiirdeki Saltanat: Dîvân Şiiri- 4
Divan şiiri, 19. yüzyıla geldiğinde çöküşe geçmiştir. Avrupa’da Sanayi Devrimi’nin yarattığı insan tipi yeni edebiyatını da yaratmış, öncü durumdaki feodal devletler kapitalizm sayesinde çevre ülke konumuna düşmüşlerdir.
Osmanlı Devleti de bu devletlerden birisidir. Kendi kurduğu edebî kültür de artık yeni ve Avrupaî türler karşısında gerilemeye başlamıştır. Bu dönemde klasik kültürden zevk alan bir topluluk olmakla birlikte, bunlar kültür hayatındaki gücünü kaybetmeye başlamışlardır.
Keçecizâde İzzet Molla, bu dönemin öenemli isimlerindendir. Kendisi klasik şiirin son temsilcilerinden olmakla birlikte, dilinde bir sadeleşme ve hece veznine yaklaşma görülür. Prof Dr. Mine Mengi bu konuda şunları söylemektedir:
‘’ … İzzet Molla’nın da çağdaşı bazı şairler gibi yaşanan hayata, çevreye ve insana daha yakından baktığı ve dönemin şiirinde aranan değişiklik ihtiyacını karşılamaya çalıştığı görülür. Bu amaçla şiirlerine mahalli renk katmaya çalışmış, halk şiiri ve sanatçılarıyle ilgilenmiş, hece veznini kullanarak türküler yazmış, böylece Divan şiirinin geleneksel yapısını sarsmıştır.’’ [1]
Bu dönem itibarıyla toplumsal temelini kaybeden Divan Şiirinin hızlı bir çözülme içine girdiğini söyleyebiliriz. Söz konusu dönemin, Osmanlı Develti’nin Batı’yla içli dışlı olmaya başladığı, kendisine biçilen yarı sömürge durumunu kabul etmeye başladığı dönem olması, yanlış anlamda bir kültürel çözülmeye de zemin hazırlamaktadır.
Sözünü ettiğimiz asır içinde Yenişehirli Avnî, Leyla Hanım, Şeyhülislam Arif Hikmet gibi isimlere de rastlanmasına rağmen, klasik şiiri doruklara taşıyacak isimlerden bahsedemeyiz. Çünkü dönem, Osmanlı Devleti’nin Tanzimata yelken açtığı ve Batı’yla kültürel ilişkilerde de öncesinden farklı bir yol tutmaya başladığı dönemdir.
Şiirdeki Saltanat: Dîvân Şiiri- 4/Word Formatı
( Bitti)
[1] Prof. Dr. Mine Mengi, Eski Türk Edebiyatı Tarihi- Edebiyat Tarihi-Metinler- , 7. bs., Ankara, Akçağ Yayınları, 2002, s. 235
Son Yorumlar