Şiirdeki Saltanat: Klasik Şiir- III
Osmanlı Devleti’nin gerileyişini kabul ettiği, 18. yüzyılda klasik şiirde iki usta dikkatimizi çeker. Nedîm ve Şeyh Galip. Birisinib dünyevî aşk ve eğlence vurgusu, diğrerinin tasavvufi aşk yönelimi 18. yüyıldaki insan tipinin Bâkî’nin şatafatlı, Nef’î’nin kendine güvenen üslûbundan uzak olduğunu gösterir.
Burada dikkat etmemiz gereken en önemli dil olayı, Nedîm’deki mahallileşmedir. Dilde sade ve söyleyişte akıcılığı yakalamış bir söz ustası karşımızdadır. Şiirlerinde kendi sınıfının eğlence hayatının ve neşesinin tasviri vardır. Tam anlamıyla bir özet yaparsak Nedîm demek Lâle Devri demektir. Onun şiiri değişen İstanbul ve yönetici sınıfı demektir. Hatta yönetenlerle o kadar içli dışlıdır ki Patrona Halil isyanı sırasında kaçarken öldüğü rivayet olunur.
Sınıfsal konumunu bir yana bıraktığımız taktirde klasik şiirdeki kavramları en somut hâliyle Nedîm’de bulduğumuzu söyleyebiliriz. Ondaki aşkın tamamen tensel bir aşk oluşu; İstanbul’u, yaşam tarzını ve onun eğlencelerini sarayın bakışıyla da olsa somut ve neşeli bir biçimde dile getirmesi onun klasik şiirdeki doruklardan biri olmasının sebebidir.
Şiirde mahallileşmenin ustalarından olan Nedîm, belki bilinçsizce de olmuş olsa dildeki tamlama ve terkipleri yumuşatarak konuşma diline yaklaştırması gerektiğini düşünen şairlerdendir.
Bu döenmin diğer şairi Şeyh Galip’tir. Bir Mevlevî olan Şeyh Galip, Hüsn ü Aşk mesnevisiyle tasavvufa, son demlerinde yüz akı olmuştur. Söz konusu alegorik mesnevisinde insanın güzellik ve aşk gibi kavramlarla yaptığı yücelme hamlesini tasavvufî bakış açısıyla dile getirmesi dikkate değerdir.
Şiirdeki Saltanat-Klasik Şiir 3/Word Dormatı
(Devam Edecek)
Son Yorumlar